
Hollywood genellikle ihtişam, gösteriş ve sansasyonla anılır. Ama bu parlak dünyanın içinde sessizliğiyle, zarafetiyle, mütevazılığıyla öne çıkan bir isim var: Keanu Reeves. Onu sadece “John Wick” veya “Neo” olarak tanımak yetersiz olur; çünkü o, kamera arkasında çok daha fazlası.My own private idaho’nun Scoot’u,Devil advocate’nin Kevin Lomax’i ve bir çok filmin John’u(isminin john olduğu en az 5 film sayarım).Al Pacino ile oynamak için kendi payından kısılmasını istemesi,Matrix filminin gelirlerini kanser vakfına bağışlaması,En severek oynadığı filmde en yakın dostunu kaybetmesi(River Phoenix)onu nezlimde özel mi kılıyor bilmiyorum ama onu izlemesi çok keyifli.
Keanu Reeves, günümüz dünyasında çok nadir görülen bir “sessiz lider”. Kendini öne atmadan, hayatını bağırmadan yaşıyor. Onun gibi insanlar bize hatırlatıyor: Gerçek yıldızlık, ışığın kendisi olmak değil; başkalarının yolunu aydınlatmaktır.Sinema, sadece gösteri değil; insan olmakla ilgili bir yolculuk. Ve Keanu Reeves, bu yolculuğun en zarif yolcularından biri.
Belki de bu yüzden, o sadece bir aktör değil… bir ilham kaynağı.(Evet en sevdiğim aktör)
Yazar:Beyda Akyüz

